Yabancı Dil Nasıl Öğrenilir?
- 7 Tem 2020
- 4 dakikada okunur

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu bu, bir türlü sıra gelmemişti. Tabii ki yabancı dil öğrenmek için size verebileceğim bir reçete yok, ben sadece kendi konuştuklarımı nasıl öğrendim onları paylaşıcam. Öyleyse, ilk olarak 1997 yılına ışınlanalım.
İtalyanca:
Hayatıma İngilizce'den bile önce girdi. 1997 yılında ilkokul sonrası yapılan sınavlarda İtalyan Lisesi'ni kazandım. Bir sene hazırlık, 3 sene ortaokul, 4 sene lise, toplam 8 senem İtalyanca'yla iç içe geçti. Türkçe, coğrafya ve tarih dersleri dışında tüm derslerimizi İtalyan öğretmenlerle İtalyanca olarak yaptık. Hatta İngilizce'yi bile İtalyan öğretmenlerle yaptık, bu yüzden bizim okuldan İngilizce bilen nadir çıkar. Özellikle tüm ortaokul yıllarımda, yazları babam beni İtalya'da aile yanında kalmalı dil kursuna yollardı. Kardeşim de İstanbul Erkek Lisesi'ndeydi, o da Almanya'ya giderdi. Biz aynı gün birer kurbanlık koyun gibi havaalanına bırakılır, iki farklı uçağa biner, ağlaya ağlaya bir ay yurtdışında kursa giderdik. Sonradan öğrendim ki meğer babam da biz yokuz diye ağlarmış, annemin umru değil, ona göre en doğrusu bu ve nasılsa kavuşucaz.
İtalyan Lisesi bittikten sonra artık hepinizin bildiği gibi üniversite için İtalya'ya yerleştim ve tam olarak burda anladım ki meğer biz İtalyanca falan öğrenememişiz. Yani biyoloji dersiniden dolayı bağırsak kılları nasıl denir biliyorum (villi intestinali) ama yaşıtlarımla oturup iki muhabbetin belini kıramıyorum. Hayır şimdi oturup bağırsak kıllarından bahsedelim deseler konuya hakimim ama çok şükür demediler. Üniversite zamanları sağolsun bu dile tamamen hakim olabildim, çünkü:
- Bir kişi dışında hiç Türklerle görüşmedim. Bir tek Gizem vardı, o da en yakın arkadaşımdı, Türk diye onla da görüşmemek artık ırkçılığa girerdi. Şaka bir yana, daha önceki yazılarımda da söylemiştim, benim liseden üniversite için Milano'ya gelen çok arkadaşım vardı. Bir çoğu koloni şeklinde yaşadılar, altın günleri, rakı günleri yaptılar, eminim ki çok da eğlendiler ama İtalya'da İstanbul'u yaşayıp geri döndüler. Ben arkadaşlarımı genelde İtalyanlardan seçtim, daha doğrusu öyle denk geldi, daha doğrusu...
- İtalyan sevgili. Özel hayatını instagramda, blogda paylaşan biri değilim biliyorsunuz ama bunun üzerinden artık yüzyıl geçmiş, anlatırken çekinmiyorum. İlk erkek arkadaşımla üniversitede tanıştık, 5 seneye yakın da çıktık, kendisi İtalyan'dı, onun sayesinde hem çok fazla İtalyan arkadaş edindim, hem kültürü çok iyi tanıdım. O da B1 seviyesinde Türkçe öğrendi valla, cvsine yazdı, ben de iyi bir öğretmenim yalan yok.
Yalnız dil nankör bir şey, üniversiteden döndükten sonra günlük hayatta değil sadece iş hayatında kullanabildim, o geçen 7 sürede biraz geriledi. Ama master için geri dönünce eski ritmine kavuştu.
İspanyolca:
İlk çalıştığım iş yerinde cumartesi günleri yarım gün de olsa işe gidiyorduk. Şimdi olsa kafama silah dayasanız yapmam ama işte ilk iş tecrübesi, başladık bir kere. 1 seneye yakın cumartesileri de sabahın köründe kalkınca, başka bir işe geçtikten sonra bile alışkanlık olmuştu, haftasonları 6da ayaktaydım. Dedim ben bunu değerlendiriyim. Zaten tekstil sektöründe çalışıyordum, malumunuz Inditex grubu tüm sektörü ele geçirmişti, yerleri İspanya'daydı, ispanyolca italyancaya çok yakındı derken ben kendimi İstiklal Caddesi'ndeki Cervantes dil okulunda buldum. Ve 4 sene boyunca düzenli olarak gittim. Çok ama çok eğlendim, bir çok yeni insan tanıdım, hocaları sevdim, İspanyolca'yı sevdim... Bu esnada ilk kuru bitirdikten sonra şansa Inditex grubuyla da çalışmaya başladım, ayda bir defa İspanya'ya gittiğim bir iş yerinde 5 sene çalıştım, yani hem kurs hem iş inanılmaz faydalı oldu. Hakikaten de İspanyolca ve İtalyanca birbirlerine çok benzedikleri için ben hiç zorlanmadım.
İngilizce:
Artık İngilizce bilmeyeni dövüyorlar, kız vermiyorlar, o derece. Dediğim gibi benim İngilizce maceram İtalyan öğretmenlerle başladı, bu yüzden temeli güzel atamadık. Lise yıllarımda, artık yazları İtalya'ya dil kursuna gitmek yerine, İngiltere'ye, yine aile yanında kalmalı dil kurslarına gittim. İş hayatımda bol bol kullandığım İngilizce, hiç bir zaman İtalyancam kadar iyi olmadı, ama Londra'da üniversitelerden ders almak için bir ay kaldığımda, tüm yurtdışı seyahatlerimde, iş toplantılarımda, yabancı arkadaşlarımla iletişimimde yeterli oldu. Benim İngilizceme burun kıvırmamın sebebi, İtalyancamla karşılaştırmam.
Yunanca:
Bunu ibret olsun diye yazıyorum, yoksa Yunancam yok. Yani denedim, 6 ay boyunca özel ders aldım ve tek kelime bile hatırlamıyorum. Nedenleri üzerine çok düşündüm ve işte buyrun dil neden öğrenilemez:
1. Ders aldığım Yunan hocam, bana İngilizce anlattı. Bu en önemli hataydı. Ne italyancayı ne de ispanyolcayı böyle öğrenmedim. Tüm hocalarım sadece italyanca veya ispanyolca konuştu, hareketlerle anlattılar, gerizekalıya anlatır gibi anlattılar ama ingilizce veya türkçe konuşmadılar. Yunan hocama bunu söyledim ama bir türlü benle sadece yunanca konuşturmayı başaramadım.
2. Tanıdığım ve pratik yapabileceğim Bir Yunan arkadaşım yoktu. Dil sadece teorik olarak öğrenebileceğiniz bir şey değil, kesinlikle pratiğe dökmelisiniz. Kitaplardan uçak sürmeyi öğrenebilirsiniz ama pilot koltuğuna oturup o uçağı kaldırıp, uçurup, indirmediğiniz sürece uçak kullanıyorum diyemezsiniz. Bu da böyle bir şey. Kısacası çok istememe rağmen, yunancayı konuştuğum dillere ekleyemedim.
Kendimin ve ailemin tecrübelerine dayanarak, dil öğrenmekle ilgili kısa kısa şu önerileri verebilirim:
- Yurtdışında yaşamadan, yine yurtdışında kursa gitmeden veya ana dili o yabancı dil olan arkadaşlar edinmeden yabancı dil öğrenmek zor. İmkanınız varsa gidin yerinde öğrenin. Ya da çocuklarınızı gönderin. Biliyorum kolay değil, benim ailem de çok fedakarlık yaptı, kendileri tatile çıkmak yerine bizi yurtdışına yolladılar. Haklarını ödeyemem.
- Dil öğrenmenin yaşı yok. Tamam gençken öğrenmek kesinlikle daha kolay ama imkansız değil. Babam, ingilizceyi 50 yaşından sonra, her gün sabahları Skype üzerinden Amerikalı bir öğretmenle bir saat ders yaparak öğrendi. İki sene kadar her sabah bunu yaptı, bolca kendisi de çalıştı, şu anda hiç bir toplantısında çevirmen kullanmıyor.
- Utanmamak, çekinmemek en önemli şey. Yanlış yapıcaksınız diye korkmayın. Ben Inditex grubuyla olan tüm toplantılarımı ispanyolca yapmayı talep etmiştim. Yanlış yaptığımda beni düzeltiyorlardı, sağolsunlar ispanyolcama çok katkıda bulundular. Kolaya kaçıp ingilizce devam etmeye çalışmayın. İnsanlar, hata yaptığınızda salak olduğunuzu düşünmüyorlar, bilakis onların ana dilini öğrenmeye çalışmanız baya sempatik geliyor.
Haydi bakalım, hepinize zihin açıklığı dilerim, okunmuş şekerlerinizi yiyip doğğğruca pratik yapmaya, marş marş!




Yorumlar