top of page

Yabancı Damat ve İstanbul:

  • 10 saat önce
  • 4 dakikada okunur

Evveeet Paskalya'da İstanbul seyahatimiz bitti, hatta Federico'nun doğum günü hediyesi olan Palermo seyahatimiz de bitti ve biz Bergamo'ya döndük. Kendi doğum günüme kadar evimin ve rutinlerimin keyfini çıkarabilirim. Bu rutinlerim arasında en sevdiklerimden biri de bloguma yazmak. Hadi gelin çayınızı alın ve size yabancı biriyle evli olup onu doğduğunuz büyüdüğünüz şehire, büyüdüğünüz insanlara götürmek, geleneklerinizi bir de onun gözünden görmek nasıl bir şey anlatayım.


Biz Paskalya tatiline denk getirip kısa bir seyahat yaptık. Şansa tam geldiğimiz gün çocukluk arkadaşımın düğünü vardı ona gittik, ertesi gün evde zaman geçirip akşam aile büyüklerimizle yemek yedik, son gün ise hızlı bir Balat, Pera, Galata ve Karaköy turu yapıp döndük. Bu yazıda yaptıklarımızdan çok hislerime yoğunlaşıp onları anlatmak istiyorum.


Ben İtalyan kültürüne çok hakimim, İtalyan Lisesi'nde okudum, üniversite ve masterı İtalya'da okudum ve çalıştım o yüzden bu yaşında başka bir ülkeye taşınıp gelenek ve göreneklerini de gittiği yere götüren biri değilim. Federico bu sebepten benim 'öz benliğimi' daha görüp tanımamıştı. Daha gitmeden bunun heyecanı doldu içime. İlk defa benim hiç görmediği bir yönümle karşılaşıcaktı. Benim şehrimde, benim insanlarımla olduğum Gözde'yle. Bu his bazen bana çok sıradışı geliyor. Yani biz tanıştığımızda ben 37 yaşındaydım. Aynı kültürden bile olsaydık, ikimizde de çok fazla yaşanmışlık, birlikte değil bireysel geçirdiğimiz çok fazla sene ve deneyim var. 20 yaşında tanışıp birbiriyle büyüyen çiftlerden çok farklı bir şey bu. Genç tanışan ve birlikte büyüyen çiftler birbirlerinin çok daha fazla versiyonuna, o versiyon daha oluşurken şahit oluyorlar. Ama ileri yaşta yaşayan çiftler, mesela biz, yanlarında 37 yıllık bir bavulla geliyorlar. Buna bir de o 37 yıllık bavula sığan bambaşka bir kültürü ekleyin. Ben çok global, geleneklerini biraz daha evrensel değerlerle harman etmiş bir aileden geliyorum, keza Federico da. Mesela İtalyanlar genel olarak İtalyan yemeği dışında yemek yiyemezler, diğer mutfaklara biraz ırkçı yaklaşırlar, keza seyahat ederken de her gittikleri yeri İtalya'nın bir yeriyle karşılaştırıp muhakkak İtalya'daki o yerin daha güzel olduğu sonucuna varırlar. Yemekteki ırkçılıkları nasıl derseniz, bu İtalyanlar'da en sevmediğim hatta baya uyuz olduğum bir özellik diyebilirim. Tamam mutfakları çok güzel ama gittikleri her yerdeki yemeği küçümserler, kendi yemekleriyle karşılaştırırlar, beğenmezler. Ben bir kere seyahat esnasında arkadaşıma şunu sormuştum 'Yani dünyada yaşayan milyarlarca insan b.k yiyo bir tek 60 milyon İtalyan güzel yiyor öyle mi?' Ama artık çıldırmıştım çünkü ne yesek ne içsek devamlı bir yakınma. Neyse ki Federico, ailesi sayesinde böyle değil. Daha görmeye, denemeye ve deneyimlemeye açık bir insan. O yüzden ikimiz de biraz törpülenmiş olduğumuz için ve ben İtalyan kültürüne çok hakim olduğum için ne sevgililik döneminde ne evliliğimizin bu ilk aylarında kültürel bir uyumsuzluk yaşamadık. Ama bu sefer, bu seyahat, ona benim aslında başka bir kültürden geldiğimin ve o kültürün güzelliklerini gösterebileceğim bir fırsat olucaktı. O yüzden çok heyecanlıydım.


Ne kadar çok farkımız olduğunu önce arkadaşımın düğününde gördüm. Bana çok sıradan gelen şeyleri o bilmiyordu veya enteresan buluyordu. Mesela düğünde, iki tarafın ailelerinin sizi kapıda karşılaması, ya da takılan altınların keseyi tutan genç kıza verilmesi, halay çekmenin farklı olduğunu zaten biliyordum da halaya onu katarken el ele tutuşmak yerine küçük parmakla tutuşması gerektiğini söylemem gerektiğini atlamışım. Anneannem ve dedemle tanıştığımızda amca ve eniştelerimle babam, anneannem ve dedemin elini öpüp başlarına götürdüler. Vedalaşırken Federico da aynısını yaptı, o kadar çok hoşuma gitti ki. Yıllarca beni büyüten insanlarla tanışması ve onlara benim kültürümde saygı göstermesi benim için çok duygusal bir an oldu bu arada.


Onun çok dikkatini çeken ve onun söylemesiyle benim de dikkatimi çeken bazı noktalar oldu bu arada. Birincisi , gittiğimiz yerlerde gördüğümüz kadınların hepsinde ama istisnasız hepsinde dolgu olması. Dudak dolgusu çok mu ucuz diye sordu mesela. Düşündüm, İtalya'da bu kadar dudak dolgusu var mı diye, tanıdıklarım arasında bir kişi hariç kimsede dudak dolgusu yok. Herkes nasıl mutlu olucaksa öyle yapsın tabii ki ama bir şekilde sanırım herkes aynaya, suratına baktığı zaman gördüğü farklılıkları düzeltilmesi gereken kusurlar olarak görüyor ve aynı işlemler sayesinde farklı bir surat artık görmek mümkün olmuyor. Ben 6 ayda bir her İstanbul'a gittiğimde bir diş kliniğine diş temizliğine gidiyorum. Her seferinde farklı bir doktor denk geliyor ve denk gelen her doktor 'Ön dişlerini birleştirelim.' diyor, bakın istisnasız her seferinde. 'Ben böyle çok seviyorum.' dediğimde şaşırıyorlar. Onların kusur olarak gördüğü şeyi ben, beni ben yapan bir farklılık olarak görüyorum. Niye herkesle aynı ön dişlere sahip olmam gerektiğini anlayamıyorum. Sağlığımı tehdit eden bir şey değil, estetikten uzak çirkin bir görüntüsü yok. Neden müdehale etmeliyim ki?


İkinci nokta, ki hiç dikkat etmemiştim, mesela Şişhane girişte yanyana bir sürü avize mağazası olması ya da Galata'dan inerken yanyana bir sürü müzik aleti satan mağaza, başka bir yerde sadece gelinlikçiler. Ne kadar zeki milletiz yahu, diğer insanların rekabetten korkarak yanyana açmak istemeyeceği aynı ürünü satan mağazalar, bizde yanyana olduğu için atıyorum avize almak isteyen insan avize mağazalarının olduğu sokağa ya da semte gidip işini garantiye alıp kesin satın alıp çıkıyor.


Çay bardağının sıcak olduğunu hiç fark etmemiştim mesela. Yemek yerken bin tane çay siparişi veriyoruz devamlı, bunu garipseyeceğini öngörmüştüm. Çok uyumlu olduğu için her seferinde o da içti ama bardak ilk geldiğinde tutmakta çok zorlandı. Biz hepimiz, hatta 10 yaşındaki yeğenim bile, rahat rahat tutup içiyoruz, bardağı asla bırakmıyoruz bile. Sordum ne oldu diye, çok sıcak elim yanıyor dedi. O kadar garip geldi ki, çay bardağından eli yanan bir Türk görmediğimi şu anda fark ettim.


Sevdiğim insana şehrimi göstermek, onunla beraber her şeyi sanki ilk defa yapar gibi deneyimlemek çok duygusaldı. Yani mesela ben senelerce Mahmutbey gişelerde trafiğe küfrettim, ben ne bileyim bundan seneler sonra İtalyan eşimle aynı trafikte bulunucam ve hayatta ne yapacağını ve kim olacağını bilmeyen toy Gözde'yi anıcam. O günlere geri dönüp kendime şunu demek isterdim, bir gün bu yolda sevdiğin insanla aynı arabada olucaksın. Neyse, Mahmutbey gişelere bu kadar romantizm yeter. Ama yine de 20li yaşlardaki ve 30ların başındaki kendime karşı bir şefkatle doldu içim. Kendini yalnız hissederek gittiği her yolu, ben kimim ve ne olucam kaygıları içersindeyken İstanbul'da deneyimlediği her şeyi, bir gün, sevdiği ve o dünyayı hiç tanımayan eşine gösterebileceğini ve bunun harika bir duygu olduğunu ona söylemek isterdim. Biz nikah günümüzü çok duygusal geçirmiştik, hiç deneyimlemediğimiz duygular hissetmiştik, bu İstanbul seyahati de aynı böyle geçti. Birbirimize olan sevgimiz arttı, çok duygusaldık, çok daha kenetlendik birbirimize. Diğerleri tatildi ama bu bizi birbirimize daha da yakınlaştıran bir tecrübe oldu.


Ağustos ayında İstanbul'da daha fazla vakit geçiricez. Daha çok semt gezip daha çok yemek tadıcaz, daha çok arkadaşımla vakit geçiricez. Bu 3 gün fragman oldu ve biz o ağustos seyahatini dört gözle bekliyoruz.


Yorumlar


You Might Also Like:
IMG_2924
IMG_3424
IMG_1230
About Me

 Herkese Merhaba!

Ismim Gozde Gulsoy.

 

1986 yilinin mayis ayinda Victoria’s Secret meleklerine bir tepki olarak dogdum.

 

Ortaokul ve liseyi Italyan lisesi’nde bitirdikten sonra, universite icin Italya’nin Milano sehrine tasindim. 

Bocconi Universite’sinden ustun basarilarla mezun olduktan sonra (universiteyi 2 sene uzatmak da bir basaridir.) Istanbul’a geri dondum. 2011 yilindan 2017 yilina kadar tekstil sektorunde calistim.

Su anda Istanbul’un Bomonti semtinde, fransiz bulldogu kizim Fiona ile yasiyorum

Read More

info@benburayaasikoldum.com

Join my mailing list

Search by Tags

© 2023 by Going Places. Proudly created with Wix.com

bottom of page