top of page

Sağlıklı Yaşamın En Zorlayan Yanı: Toplum ve Arkadaş Baskısı

  • 10 Haz
  • 5 dakikada okunur

Offf açılın, bu sıralar en dolu olduğum konuyla geldim. Türk kahvesi aldım, rahatlatıcı bir müzik açtım ki yazarken kendi kendimle konu konuyu açmasın daha da sinirlenmiyim. Yazıya geçmeden önce minik bir uyarı yazısı yazıcam, bunu da seyahat değil hayat tecrübemi anlattığım her yazıya eklicem. Ben kurgu roman yazmıyorum dostlarım, burda anlattığım her konu benim yaşadıklarım üzerine düşündüklerimden geliyor. O yüzden 'bunu benimle yaşanan olay yüzünden mi yazdın' falan diye sormayın bana, sizle yaşanan olay yüzünden yazdığımı düşünüyorsanız muhtemelen ondan dolayı yazmışımdır. Adı üstünde blog burası, kendi blogum, olayı anlatmıyorum ama o olay üzerinden yaşadığım aydınlanmaları, aldığım kararları yazıyorum. İş yerinde yediğim mobbingi, ondan dolayı girdiğim depresyonu yazıyorum, düğünümü, köpeğimin ölümünü anlatıyorum. Kısacası, kimseyi hedef göstermediğim, kimseyi birebir anlatmadığım yazılarımı üzerine alınmak isteyen alınabilir, %99 o yazı o olaydan çıkan ders ve aldığım kararlar üzerinedir. Kimi alkolle, kimi koşuya çıkarak, kimi dedikodu yaparak, kimi müzikle , kimi meditasyonla kimi instagramda takılarak atıyor stresini, ben blog yazarak. Burası da benim rahatlama alanım. Neyse uyarımızı da yaptıysak konumuza başlayalım :)


Her evlenecek kadın gibi, ben de gelinliğimin içinde kendimi en en en iyi hissetmek için geçen sene nisan ayında yediklerime dikkat etmeye, kilo verme yolculuğuma başladım. Bu seferki farklıydı ama düşündüğünüz gibi gelinlik farkı değildi, bu sefer olayı çok ciddi hedef haline getirdiğim her şeyde yaptığım gibi obsesif olarak kafaya koyup, çok araştırıp, birçok bilgi edinip başarmaktı. Nitekim 15 Nisan 2025'ten bugüne dek önümde bilmediğim bir dünya açıldı. Kalori saymayı , sağlıklı besinlerin de kalorili olabileceğini ve kilo aldırabileceğini, ağırlık kaldırmanın önemini, macro ve micro besinleri öğrendim. Gerçekten bilgi almak için kullanılınca instagram bir derya denizmiş. Neyse konumuz nasıl kilo verilir, nasıl kas yapılır, nasıl kilo korunur değil, konumuz ekim 2025'te düğünüm geldi ve geçti, ben gelinliğimin içinde kendimi çok çok iyi hissettim ama etrafımın düşündüğü gibi konu orda kapanıp ben 'normal' hayatıma, 'eski ben' alışkanlıklarıma dönmedim. Bilakis bir kere o kafa yapısına girince düğünden beri ben kendimi daha bile çok bu 'yeni hayat biçimi'ne kaptırdım. Haftada iki yaptığım ağırlık antremanlarını haftada üçe çıkarttım, ben normalde ders sonu yapılan karın kası egzersizlerini hiç sevmezdim çünkü karın kası yapabileceğimi düşünmezdim, o minik kasları ilk gördükten sonra onlara sahip olabileceğimi hatta geliştirebileceğimi anladıktan sonra haftada bire düşürdüğüm ama o haftada biri dört gözle beklediğim alkol keyiflerinden iyice kaçınmaya başladım. Alkol aldığımın ertesi günü olan anksiyete olmadan, karnım şişmeden hatta kasla uyanmanın keyfini aldıktan sonra artık o cumartesileri içtiğim bir kadeh prosecco da yerini coca zeroya bırakmaya başladı. Restoranlara gitmek eskisi gibi keyifli bir şey olmaktan biraz çıkmıştı , onu şu anda düzeltmeye ve haftada iki öğün, kızartmaya falan girmeden sosyal yemek yemeğe kendime izin veriyorum yoksa gerçekten keşke evimde kendi yemeğimi yiyor olsaydım diyordum ama bu kadar da abartmak istemiyorum. Neyse dediğim gibi bazı arkadaşlarım ve sosyal çevrem düğün sonrası hala devam etmemi biraz yadırgamaya başladı. Önce alkol yerine cola zero siparişlerimle dalga geçildi sonra yemeklere ekstra zeytin yağı katılmamasını rica ettiğimde garip bakışlara maruz kaldım, bir süre sonra artık sıkıcı olmakla suçlanmaya başlandım. Ben kimsenin eğlencesinin benim aldığım alkol oranına, sipariş ettiğim yemeğe bağlı olmasını istemiyorum, bu arada alkol almadığım zamanlarda da aslında baya eğlenceli bir insan olduğumu düşünüyorum.


Oturup bu konu üzerinde biraz düşününce, düzenli alkol alan insanların (ki alınsın yani, ben de çok seviyorum arada bir gin tonic , sahil kenarında bir spritz) almayanları eleştirdiği, spor yapıp kaslarını yaşlılığa hazırlayan insanların poposunun üzerine oturup bir kilometre ötedeki yere bile arabayla giden insanlar tarafından yadırgandığı, gerçek besinler yiyen insanların paketli gıda yiyen insanlar tarafından 'normal yememekle ' suçlandığı bir dünyada yaşadığımıza ve bunun için yapılan beyin yıkama miktarına inanamıyorum. Kas yapan, protein miktarına dikkat eden bir insan için en son endişelenmesi gereken insan, sebze niyetine hamburger yanında patates kızartması yiyen insan olmalı. Kas yapan bir insan anoreksik veya blumia olamaz çünkü belli bir kalori altında ve az protein yerseniz kas yapamazsınız. Benimle beraber yediklerine dikkat eden arkadaşımı haftada 7 gün tek başına en az iki şişe şarap bitiren arkadaşı uyarmış, kalori sayıyorsun senin için endişeleniyorum iyi misin diye. Kimleeeer kimler için endişeleniyor yüce rabbim! Bu esnada bu arkadaşım 42 yaşında istediği kiloya düştü ve parıl parıl parlıyor. Bir de toplum o kadar fena ki, biz bu yola ilk baş koyduğumuzda o kadar çok kişi bize 'yok artık kilo verip kas yapamazsınız, 40 yaşında hormonlar falan imkansız' diyorlardı. Yirmilerimde otuzlarımda olmadığımdan daha iyi girdim 40larıma. Mantığını anladığım , uyguladığım için. Daha motive olduğum için değil, daha disiplinli olduğum için. Her gün motive olmanız imkansız çünkü ama her gün disiplinli olmayı seçebilirsiniz. Yaşın artık 40 bu saatten sonra olmaz, hormonlarla çok zor diyene, cola zero sipariş ettiğinde yüzünü buruşturana , yine mi spora gidiyorsun diyene, 'normal' bir yemek yemicek misin diye sorana, iyi niyetli de olsa kötü niyetli de, kulak asmamak lazım biliyorum ama bilmek yapabilmekten daha kolay. Gerçekten artık bazı insanlarla, bazı arkadaş gruplarıyla dışarı çıkmak onlar için bilemem ama benim için ciddi bir yük olmaya başladı.


En son ve en rahatsız olduğum olay bir cumartesi çıkışında yaşandı. Saat akşam 20'ye kadar cola zero içerek dayandım, belli bir saatten sonra o kadar açık bir şekilde ortam bozduğum hissettirildi ki bir yer de 'e hadi ben de bir kadeh içiyim' bari dediğimde tüm arkadaşlarım seferber oldu, ben o gece içtiğim hiçbir içki ve yediğim hiçbir pizzaya para vermedim. Sırf içiyim diye devamlı birileri gidip bana alkol aldı, sırf yiyim diye devamlı elime pizza tıkıştırıldı. Ben de sırf insanların hevesi kaçmasın ve eğlensinler diye aslında istemediğim halde içki içip pizza yedim. Ertesi sabah uyandığımda dünyanın en saçma fikrinin başkaları eğlensin diye benim yiyip içmem olduğunu düşünürken, dünyanın en saçma fikrinin başka insanların eğlencesinin benim yiyip içmeme bağlı olması olduğunu fark ettim. Kendime çok kızdım. Hem kendimi suçlu hissettirmelerine izin verdiğim için , hem de başkalarını mutlu etmek adına istemediğim şeyleri yaptığım için. Ben kendi isteğimle bir kadeh içebilirim, gidip pizza yiyebilirim ama bu benim kararım olmalı, sırf baskı altında hissettiğim için değil. Bu ciddi bir uyanış oldu. Kimse için kendimden taviz vermemek ve sağlıklı egoizmi iyice bir hayat felsefesi haline getirmek adına.


2025 yılı benim için birçok değişimden geçtiğim enteresan bir yıldı. 2026 yılı için dileğim ve hedefimse bu çok değişen ve çok sevdiğim yeni hayatımı (Fiona kısmı hariç) oturtmak ve köklendirmekti. Beslenme düzenimi iyice oturttum ama şimdi de kilo almadan kontrolü kaybetmeden ne kadar esneyebileceğimi ve sosyalleşebileceğimi anlamaya çalışıyorum, alkolü azalttım, sigarayı çıkarttım, sosyal medya ve whatsapp günlük konuşmalarını azaltıyorum, enerjisi iyi gelmeyen her şeyle vedalaşıyorum, ağırlık çalışmayı arttırdım, online paylaşımlar yerine yaşadığım yerde fiziksel paylaşımlar yapabileceğim bir çevre oluşturmaya çalışıyorum. Bana enerjisi iyi gelmeyen şeyler grubuna sağlıklı yaşama geçtiğimden beri beni sıkıcı bulan insanlar da dahil. Bunları da hayatımdan çıkarıp çevremde benim gibi yaşayan ve düşünen, garip kaçmadığım insanları tutmak istiyorum sadece. Dengesinde yiyen, dengesinde içen, sporunu yapan, hayatla derdini çözmüş,kendini kendi minik dünyasına adamış, toksik olayların içinde olmayan, dışarıya verdiği imaja değil içinde yaşadığı huzura önem veren, -mış gibi yapmayan, kendi gibi olan ve olduğu kendini her haliyle seven insanlara ihtiyacım var, onlardan besleniyorum, öğreniyorum, onlarla aynı yolu yürümek ve birbirimize eşlik etmek istiyorum.

Yorumlar


You Might Also Like:
IMG_2924
IMG_3424
IMG_1230
About Me

 Herkese Merhaba!

Ismim Gozde Gulsoy.

 

1986 yilinin mayis ayinda Victoria’s Secret meleklerine bir tepki olarak dogdum.

 

Ortaokul ve liseyi Italyan lisesi’nde bitirdikten sonra, universite icin Italya’nin Milano sehrine tasindim. 

Bocconi Universite’sinden ustun basarilarla mezun olduktan sonra (universiteyi 2 sene uzatmak da bir basaridir.) Istanbul’a geri dondum. 2011 yilindan 2017 yilina kadar tekstil sektorunde calistim.

Su anda Istanbul’un Bomonti semtinde, fransiz bulldogu kizim Fiona ile yasiyorum

Read More

info@benburayaasikoldum.com

Join my mailing list

Search by Tags

© 2023 by Going Places. Proudly created with Wix.com

bottom of page