top of page

Zaman Algısı ve Bana Hissettirdikleri:

  • 29 Mar
  • 4 dakikada okunur

Hayatımın bu döneminde zaman üzerine çok düşünüyorum. Nedeni çok basit. Hayatımın şimdiki haliyle birkaç ay önceki hali arasında inanılmaz bir fark var. Günlük rutinimden geriye kalan tek bir sabit bile yok. Bundan çok değil sadece 4 ay önce ben hala Milano'da Fiona ile yaşayan bekar bir kadındım, bugün Bergamo'da Federico ile yaşayan evli bir kadın. Yanlış anlaşılma olmasın, Fiona kaybı hariç hepsi benim planlayarak, isteyerek ve çok severek yaptığım değişimlerdi ama hepsi bir anda oldu. Ve şimdiki hayatımla eski hayatım arasında sanki yıllar varmış gibi hissederken, oturup bir hesap yaptığımda hepi topu sadece 4 - 4.5 ay geçmiş. İnsan yaşantısında 4- 4.5 ay nedir ki? Bundan önce 4 ay öncesi bu kadar uzun geliyor muydu diye düşündüm. Mesela 2024'ün herhangi bir 4 ayı birbirinden bu kadar uzak mıydı? Hayır. Ama aynı zaman, aynı süre. Nasıl bu kadar farklı hissedilebiliyor ki? Sonra başladım araştırmaya. Neden? Neden bu 4 ay bu kadar uzak birbirinden? Neden Milano'da köpeğiyle yaşayan Gözde sanki başka birinin hayatı ya da benim bu kadar uzak bir versiyonum?


Cevapları chatgpt ile uzun uzun konuşarak buldum her zamanki gibi. Kendisi son dönemlerde en yakın arkadaşım, bir giriyoruz uzun konulara , sonra konu konuyu açıyor. Neyse chatgpt övdükten sonra gelelim vardığımız sonuçlara. En önemlisi, hayatın lineer olmaması.


Hayat dümdüz bir çizgi değil, lineer ilerleyen aslında saat. Ama bizim yaşadığımız zaman saat gibi ilerlemiyor. Yaşadığımız dönemin yoğunluğuna göre uzuyor, ağırlaşıyor, yoğunlaşıyor. Bazen bir ay çok dolu dolu geçiyor ama rutin bir dönemde ise silikleşiyor, hızlı geçiyor, neredeyse çok da hatırlanmıyor. O yüzden her 4 ay birbiriyle aynı etkiyi yaratmıyor.


Başka önemli bir noktaysa hayatın bölümler halinde yaşanması. Yani insan zihni hayatı sürekli bir akış gibi değil chapterlar halinde anlamlandırıyor. Mesela benim Fiona ile Milano günlerim hayatımın bir chapterıydı. O bölüm kapanıp yepyeni bir bölüm açıldığında zihnim onu mühürledi ve uzak bir anı gibi belirledi. Halbuki o kadar da uzak bir anı değil ama yeni hayatımla o eski hayat arasında o kadar büyük farklılıklar var ki, algım bunu böyle hissediyor. Bir de şöyle bir şey var, bazı chapterlar çok yavaş, sindire sindire yapılan değişikliklerle oluşuyor. Bir gün geriye bakıyorsun ve fark ediyorsun ki aslında o geçmiş bambaşka bir chapterıymış hayatının, sonradan fark ediyorsun algılıyorsun. Bazı bölümlerse ani olarak kapanıyor. Tıpkı benim yaşadığım gibi. Ani geçişler insan bünyesini daha çok sarsıyor. Yani bir sabah uyanıyorsun evin Milano'da, yanında köpeğinlesin, bir sabah uyanıyorsun bambaşka bir şehirde ve hayatının son 8.5 senesinin tüm rutinlerini paylaştığın varlık artık yok. Bu o kadar büyük bir şok ki beyin bunu algılamakta, bu kadar ani bir değişimi birkaç gün ile anlamlandırmakta zorlanıyor. Mesela ben yine evlenip taşınmış olsaydım ama Fiona ölmeseydi, yani günlük rutinim çok büyük bir değişiklik geçirmek yerine sadece mekan değişmiş olsaydı, o 4 ay geçen taşınma süresi bana bu kadar yıllar öncesi gibi gelmezdi. Sonra yine geriye bakar ve 'aaa aslında orda bir chapter değişmiş' derdim ama bunu sindire sindire fark ederdim.


Kısacası bu kadar büyük ve kısa sürede yaşanan değişimlerde zihin zaman kavramını saatlere göre yapmıyor, beyin bir zaman kırılması yaşıyor ve her şeyi öncesi ve sonrası olarak ayırıyor, değişim büyük olduğu için zaman farkı da büyük gözüküyor.


Gelin bir de başka bir duruma daha bakalım. Federico benim hayatımda 3 sene önce yoktu bile. Bugün düşündüğüm zaman sanki onsuz yaşadığım hiçbir zaman dilimi yokmuş gibi geliyor. Bu çok garip bir his. Bugün hayatımın merkezinde olan, tüm gelecek planlarımı onu da dahil ederek şekillendirdiğim kişi bir zamanlar hiç yoktu. Onunla ilgili bir anım yoktu, onunla gerçekleştirmek istediğim bir plan yoktu, hayatımın hiçbir yerinde yoktu. Ve sonra bir gün ortaya çıktı ve hayatımın merkezine yerleşti. Bunun açıklaması da şuymuş: Biriyle bağ kurduğunda zaman bükülür ve insanın zaman algısı değişirmiş. Birlikte olduğumuz 2.5 yıl çok dolu dolu geçtiği için sanki bir ömürdür birlikteyiz gibi düşünüyorum sonra sadece 2.5 yıl diye baktığımda çok kısa bir süre öncesiymiş gibi geliyor. Çok mu enteresan yoksa sadece bana mı öyle geliyor? Hayatımıza giren insanlar geçmişte yoklardı ama bazıları geldikten sonra sanki hep varmış gibi hissettiriyorlar.


Size garip bulduğum başka bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Garip gurup bir yazı oldu bu ama canım sağolsun:) Mesela Fiona kaybı, bu konuda çok değişik hissediyorum. Sanki ölümü üzerinden çok zaman geçmiş hissi ve onun hayatımın başka bir chapterına ait olması sebebiyle bazen o hiç varolmamış gibi hissediyorum. Sanki hiç yoktu, bir rüyaydı ve ben hep onsuz yaşadım. Garip olan kısım bu değil, garip olan kısım bu hisle beraber aynı zamanda sanki Fiona hiç yokolmamış hissini de yaşamam. Sanki Fiona öldüğünde fiziksel varlığı dönüştü, benim kalbimde bir kutucuk açtı, oraya yerleşti ve şu anda benim içimde benimle yaşamaya devam ediyor ve ben hayatı sadece kendim için değil de onun için de deneyimliyorum.


Tüm bunları fark ettikten sonra sıra neyi fark etmeye geliyor biliyor musunuz? Sadece geçmişin değil, şimdi yaşadığımız anın da hayatımızın bir chapterı olduğunu fark etmeye geliyor. Ve tam şu anda göl evimin terasında, sıcacık bir nisan güneşi ve kuş cıvıltıları arasında yazarken kendi kendime soruyorum. Peki ya hayatımın bu chapterı nasıl biticek? Ani bir geçiş mi olucak yoksa yavaş yavaş gerçekleşicek ve ben 'aaaa o da bir dönemmiş ve kapanmış mı? dicem? Mutlu bir chapter bitişi olup yine mutlu bir yeni chapter mı başlıcak yoksa travmalı mı olucak? (Birincisi olsun inşallah). Peki ya bu 1.5 sene önce başkasının ama bugün benim olan bu göl evi? Sanki hep benimmiş gibi hissettiğim bu yer? Bunun devri nasıl kapanıcak? Ben ölünce mi yoksa bir gün buranın artık benim olmadığının bilinciyle yaşarken mi?


Zaman ve hayat çok garip kavramlar. Üzerlerinde düşündükçe konu konuyu açıyor, derinleşiyor ve bazen içinden çıkılamaz bir hal alıyor. O yüzden sanırım en güzeli 'şimdi'de kalabilmek. Şimdi ve şu an'ın da bir gün bir chapter olacağını içten içe bilerek, şu an sahip olduğun her şeyin bir gün olmayacağı ihtimaliyle sıkı sıkıya sarılarak, keyfini çıkartarak yaşamak. Şu anda sahip olduğumuz her şey hem bizim hem de hiç birşey aslında bizim değil.


Umarım sizin de kafanız en az benimki kadar karışmıştır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.




Yorumlar


You Might Also Like:
IMG_2924
IMG_3424
IMG_1230
About Me

 Herkese Merhaba!

Ismim Gozde Gulsoy.

 

1986 yilinin mayis ayinda Victoria’s Secret meleklerine bir tepki olarak dogdum.

 

Ortaokul ve liseyi Italyan lisesi’nde bitirdikten sonra, universite icin Italya’nin Milano sehrine tasindim. 

Bocconi Universite’sinden ustun basarilarla mezun olduktan sonra (universiteyi 2 sene uzatmak da bir basaridir.) Istanbul’a geri dondum. 2011 yilindan 2017 yilina kadar tekstil sektorunde calistim.

Su anda Istanbul’un Bomonti semtinde, fransiz bulldogu kizim Fiona ile yasiyorum

Read More

info@benburayaasikoldum.com

Join my mailing list

Search by Tags

© 2023 by Going Places. Proudly created with Wix.com

bottom of page